Kadının Özgür Toplumsal Sözleşmesi

0

Önder Abdullah Öcalan

Kadın sorunu üzerine tezler düşünüyorum. Bu çerçevede neolitik toplumdan günümüze kapsamlı bir çalışmam var. Kürt kadınını küçük ve hor görmekten ziyade, başta analar olmak üzere tüm talihsiz kadınları yüceltmeyi esas aldım. Bilimsel yaklaşmaya büyük özen gösterdim. Kadının özgürlük tezlerini toplumsal sözleşmeye vardırmaya kadar mücadele gerekiyor. Ben buna bilimsel, siyasal perspektif getirmeye çalışıyorum. Çocukluğumdan beri aradığımı neolitik çağda buldum diyebilirim. Hem kadın hem de halklar neolitik çağda çakılı kalmıştır. Sadece kadının ilerleyişi değil, halkların ilerleyişi de o çağdan sonra fazla gelişmemiştir. Yazarsam eğer, bu temelde bir şeyler yazarım.

Kadın tarihi dört ciltlik mitoloji kitabının içerisinde vardır. Orada incelenebilir. Kadın mitolojide gömülmüştür; daha sonrasında da zaten siyasette yeri yoktur. Şimdi “Sümerlerin Kurnaz Tanrısı Enki” kitabını okuyorum. Bilinci yüksek olmayanlara ve ders çıkaramayacaklara fazla tavsiye etmiyorum. Anlamazlarsa bunalıma girebilirler. Neolitik tarih Zağroslar’da, Kürdistan dağlarında doğdu. Neolitiğin doğduğu bu topraklar aslında tarım, köy ve kadın devriminin yaşandığı topraklardır. Bu topraklar halen bu devrimden besleniyor. Kadının kaybetmesi, sosyalizmdeki eşitliğin ve özgürlüğün kaybedilmesidir. Sömürünün ve eşitsizliğin gelişmesidir.

Daha sonra Yunan tanrıları ortaya çıkar. Bunlara Ortadoğu’daki peygamber kültü de eklenir. Kadın yokmuş gibi bir durum gelişir. Kadın özgürlüğünü günümüzde yeni bir toplumsal sözleşmeye dönüştürmek gerekir. Bu canlı bir sorundur. Zaman zaman nasıl yaşamalı sorusunu gündeme getiriyorum. Fransız Le Figaro gazetesi saçmalıyor. Sınıfsal ve ulusal sorunların çözümünde kadın mücadelesi temel rol oynar. Kadın sorununa dar ve ekonomik temelde bakmıyorum. Duyguyu ucuz ele almıyorum. Daha çok ahlaki ve felsefi yaklaşıyorum. Ne dini yargılarla, ne de günümüz -işte buna Televole kültürü diyorlar- kültürüyle yaklaşmıyorum. Böyle değil, felsefi ele alıyorum. İmkan olursa bunu ortaya çıkarmaya çalışırım. Geleneksel güncel ahlakı ciddiye almıyor ve kabul etmiyorum. Kendime göre bir anlayışım var. İmkan olursa bunu kitabımda tezler biçiminde sunmak isterim.

Kadınlar, kadının toplumsal sözleşmesini 21. yüzyıl kadın özgürlük manifestosu niteliğinde oluşturmalılar. Nasıl ki, J. J. Rousseau’nun Toplumsal Sözleşmesi varsa, kadının da özgür toplumsal sözleşmesi ya da kadının toplumsal sözleşmesi şeklinde bir kitabını oluşturmalıdırlar. Bu konu sadece Kürt ve Türk kadınları için değil, bütün dünya kadınları için önemlidir. Kadın özgür toplum sözleşmesi geniş bir çalışmanın ürünü olmalıdır. Bu, evrensel ve uluslararası bir öze sahiptir. Kadın hareketi çevre hareketi ile birleşmelidir. Çocuk ve çevre sözleşmesi BM tarafından yayınlandı. Kadın hareketi bunlarla birleşmelidir. Özellikle neolitik toplumdan itibaren dokumayı, tarımı, bitkiyi ve yerleşik hayata geçmeyi kadın geliştirmiştir. Sınıflı toplum uygarlığının gelişimiyle bunlar kadının elinden alınmıştır. Rahip-devlet anlayışında, kadınlar üzerinde tanrıların egemenliği adı altında kral-rahiplerin ince tahakkümü kurulmuştur. Tanrı-krallar, kadınlardan yüz tanesini hizmetine alıyorlar. Öldükleri zaman cennete götürüyorum diye canlı canlı bunları toprağa gömüyorlar. Kadınları böyle büyük tahakküm altına alıyorlar.

Kadınlar İştar ve İnanna kültürünün ne demek olduğunu bilsinler. Bunu incelemeleri gerekir. İştar bir tanrıçaydı, biliyorsunuz. Mısır’da da vardır. Yüzlerce kadın toprağa atılıyor. Kadın böyle tahakküm altına alınıyor. Babil’de de Marduk egemen olurken böyle yapmıştır. Marduk Sami kökenlidir. Babilliler Samidirler, kadını tarihten silmişlerdir. Daha sonra hiçbir kadın tanrıça olamıyor.

Aram’ın söylediği ve benim en çok sevdiğim türkünün kaynağını buldum. M.Ö. 2000 yıl öncesi Sümerlerden geliyor. O sanat anadan geliyormuş. Bizimkiler kültürle uğraşıyorlar, ama tarihle bağlarını kuramıyorlar. Keşke inceleyebilselerdi. O türkünün beni bu kadar niye etkilediğini şimdi burada daha iyi anladım. 4000 yıl önce o sanat oradan geliyor. Ortadoğu’nun bir motifidir. Aram Dervişi Evde’yi söyleyebilir. Kendisini selamlıyorum. Mahmut Baksi ile yaptığım sohbette de Dervişi Evde üzerine konuşmuştuk.

Tevrat olayında kadını yok etme vardır. Babil darbe vuruyor zaten. Yahudi, kadını yok ediyor. İsa biraz kadını katmak istiyor. Yunanlılarda bu kültür biraz karışık. Afrodit’te kadın temsili biraz var. Ama Zeus kadın üzerinde egemenlik sistemini tam kurar. Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlüğü kitabını okuyabilirler. Benim okuduğum dört ciltlik Mitoloji kitabını, Gordon Childe’ı okuyabilirler. 2000 yılları kadının özgürleşme yılları olacaktır. Neolitik çağ ile ilgili kitapları okumalılar. İlyada ve Homeros’u da okuyabilirler. 20. yüzyılı, kapitalizme dayalı köleliği, kaynakları var; kendileri inceleyebilirler. Özgür toplum sözleşmesini yapabilirler. Beş on yıl böyle yaşayabilirler. Bir şey olmaz. Bu süre içerisinde ideolojik politik çalışmalarını yürütürler. Toplum özgürlük sözleşmesini yakalayana kadar bu devam eder.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.