Dersim günlüklerinden

0

“SENİ ANLAYABİLMEK”

Yüreğimin derinliklerine inerken.

Bir iç ürpertiyi hissedebildim.

Ellerimi ellerinde hissedercesine…

Bir volkan alevi kızıllığın da ışığını İmralı’ya Kürt Halkına saçtığını sezebildim…

Ve o an boğazımın düğümlercesine

Dağlarımı bir kez daha kucaklamak istedim senin için…

İki Şubat şafak vaktinde haykırışlarını İmralı avlusundaki

Güvercinlerin kanat çırpınışlarına sığdırabildin…

Onlar kanat çırptıkça, özlemin, bütün

Kürdistan dağlarına dağılıp dökülüverir

Ve buram buram hasretinle dolanıp

Tekrar yüreğimize konsaydı.

Seni anlatabilmek için anlamak gerek.

Şehit Viyan Soran anısına…

2 Şubat 2014

MASAL KÖYÜMÜZDEN SANSASYONAL BULUŞLAR

Kendimizi anlatacak sihirli kelimelerimiz olsaydı… İnsanlığın en güzel düşünün, nasıl da ilmik ilmik, emek ve sevgiyle işlendiğini paylaşabilseydik… Tek kelime, buna yeterli olsaydı… Önderliğimizin 5. Savunmasının her bölümü, müthiş bir heyecan ve arayış yaratıyor. Her arkadaşın gözlerindeki ışıltı, insanı öylesine mutlu ediyor ki! Gerçekten, bu kadınlar, çok umut vaat ediyorlar. PKK’nin kadınları gümbür gümbür geliyorlar. Böyle güçlü, güzel ve yaşa aşığı kadınlar, dünyada neleri değiştirmezler ki! Dünya bizden korksun… İyiyi, güzeli, doğruyu yaşamak ve yaşatmak için yollardayız… Eğitimimiz, arkadaşlarda, çok ilginç yetenekler açığa çıkardı. En belirgin arkadaş, Dorşin arkadaş. Onda inanılmaz bir şair ruh açığa çıktı ve gün içinde birkaç şiir yazacak yaratıcılığı açığa çıktı. Ünlü şair Cigerxwin’e önemli bir rakip olacağa benziyor. Başka bir yetenek taşması Nuda arkadaşta yaşandı. Çok yoğun bilimsel araştırmalar ve güzlü bilgi kaynaklarıyla, insan evrimi konusunda yaptığı çarpıcı buluşlarla, tüm bilim dünyasını alt-üst edecek gibi görünüyor. Özellikle “erkek” cinsi açısından, sansasyonel buluşları var, bizden söylemesi! Yine Delila arkadaşın, aile planlaması ve çocuk yetiştirme konusundaki yoğunlaşmaları, dinlemeye değer. Bu arada “şımarık çocukların” dinlememesi tercih edilir. Tabi, Evindar arkadaş, Sun Tzu’yu gölgede bırakan, muazzam savaş teorileri, şehirdeki eylem taktikleri, mevzi savaşları vb. düşünceleri, dinleyenlerde yoğunlaşma patlamasına yol açtı. Bir savaş dehası olacağa benziyor. Yine Sema arkadaşın “komüne gelmeyen, gerekli yöntemlerle çizgiye çektirilir” ültimatomu ile Dersim’de komün patlaması yaşanabilir. Dedim ya, korkun bizden. Daha ne yeteneklerimiz var. Kedimiz Gewre bile, yetenek patlaması yaşıyor. Arkadaşların, bu konudaki katkılarını da unutmamak ve hakkını vermek lazım gerçekten. Uzun atlama, engeli atlama, duvara tırmanma, sıçrama, iki ayak üzerinde durma, takla, hatta kalem ve kitaba öyle ilgisi oluştu ki, kütüphaneden çıkaramıyoruz. Bir, fare tutması yok mu? Garibim, tutsa bir dert, tutmasa bir dert. Yakaladığında önce kınayan çığlıklar, ardından kovulma takip ediyor. O ise, bu çığlıkları sevinç gösterileri sanıp, inadına, kasılarak faresini, yatakların üzerine getiriyor. Görmeyin şamatayı… Neyse, şimdilik, havadislerin bu kadarını aktarayım yoğunlaşma saatine dâhil olmam lazım. Şimdilik hoşça kal, ha bu arada kar gene yok… Mutluluğumuz kısa sürdü.

6 Şubat 2014

DİKKAT!…KAPİTALİST MODERNİTEYİ AVLIYORUZ!

Müthiş bir av sürecindeyiz. Her köşe başına, her yerde ve an ’da, onu arıyoruz. Bu sefer çok kararlıyız, bu sefer savaş meydanından kaçmak yok! Yaralı bırakmak yok! Duygusal yaklaşmak yok! Binlerce yılın insanlık silahlarını kuşandık, yüreklerimiz ve aklımızla, unu avlıyoruz. Kadın bilincimiz, bakışımız ve cesaretimizle, onun peşinden kararlı adımlarla gidiyor, yakalıyor ve savaşıyoruz. Tüm halklar adına, tüm kadınlar adına ve tüm insanlık öncüleri adına… Bu savaş çok onurlu, bu savaş çok zor ve bu savaş, tarihin akışını belirleyecek… Önderliğimizin 5. Savunmasının sonuç bölümünü okuduk ve her birimiz, çıkardığımız sonuçları, dilimiz döndüğü ve yüreğimiz elverdiği orana, paylaşmaya çalıştık. Hem duygu yüklü anlar hem de coşkulu düşünceler seli gibi geçti. Kelimeleri, havaya fırlatmada zorlansak da, kelimelerinden bir cümbüş meydana getirdik. Bir an dedim, şu şikeftin duvarları, şu taşlar, ağaçlar, toprak, gökyüzü, bizim için dile gelse de, o gün yaşadığı coşkuyu anlatsa… Görünmez kelimelerimiz, havanın kollarına uçuyor, bir o yana, bir bu yana özgürce savruluyordu. O gün, gökyüzünü bir boyadık adeta, ısıyı biz verdik toprağa, kuşların kanatlarındaki rüzgârı biz onayladık… Özgürlük her yerdeydi, çılgınca dans ediyordu, huşu içindeki yüreklerimizde, parlayan gözlerimizde kendinden geçmiş dilimizde… Bu o kadar somuttu ki! İçimden şunu haykırdım: “Kapitalist modernite, kork bizden. Öyle bir diriliş var ki Kurtilerin çağdaşlarında, Ortadoğu’nun kadim toprağında öyle güçlü bir yaşam fışkırıyor ki, bu toprağın bereketli kadınları yeniden doğuyorlar, hem de ne doğuş! Demokratik Modernite’nin ışıltılı öncülüğüne soyunuyor kadınlar. Farklılıklara açık, renkliliğin görkeminde, alın teriyle, emek ve sevgiyle, kavga ve direnişle, yaratımla, cesaretle yeni bir insanlık doğuşuna hazırlanıyor.” Bu doğuş; Eylem’in duygu yüklü sesindeki tınıda, Delila’nın titreyen-ürkek kelimelerindeki iddiada var. Bu doğuş; Raperin’in sade ve açık ifadelerinde, Sarya’nın ışıl ışıl gözlerindeki kararlılıkta var. Bu doğuş; Nuda’nın kısa ve özlü anlatımında, Helin’in coşkulu duygu dalgalanmalarında var. Bu doğuş; Sema’nın kesin ve net kelimelerinde, Evindar’ın heyecan dolu gülümsemesinde var. Bu doğuş; Veroz’un ilklerinin güzelliğinde, Rojda’nın tecrübesinin güveninde var. Bu doğuş, Berfin’in içindeki sesin haykırışında, Dorşin’in sessiz ve yalın cümlelerinde var. Bu doğu; Edessa’nın, değişimin gücüne olan inancında, jindar’ın bunları hissetme gücünde var. Bu doğuş; an be an, büyüyerek, gelişerek, birbirine eklenip çoğalarak geliyor. Dünyada çok değişecek…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.