Ben Önder APO’nun savaşçısıyım

0

Başkanım!

Kadının güneşe olan hasreti ve özgürlük aşkıyla selamlarımı yolluyorum. Daha önce de size yazdığım mektuplarım vardı. Ama bu mektup hepsinden farklı. Çünkü sizin yarattığınız özgür kadınların özgür dağlarından yazıyorum. Bende kendimi burada sizinle yeniden yaratmaya geldim. Topraklarımından koparılışım  çocuk duygularımın ve özgürlük arayışımın katliamıydı. Bu kopuş yüreğimden kopuştu yüreğimi Kürdistan’ın dağlarına asmıştım. Başkanım siz benim ülkeye kavuştuğum anın anlamısınız. Toprağı isyan kokan ülkemizi, halkımızı, mücadelimizi tanıdıkça sizi tanıyor, sizi tanıdıkça kendimi tanıyorum. Dağlar bana çok şey anlatmak istiyor. Dinliyorum. Gerçekleri haykırıyorum, tanrıçalarınız beni çağırıyorlar, karanlıkta yıldızlarla buluşmaya. Ulaşmak istiyorum ve ulaşacağım Berîtan’ların sesine. Kendimi şehitlerimizin ve sizin çizginizde yaratmak istiyorum. Bunun için düşmanın bende yarattığı düşmanı parçalarcasına savaşıyorum. Bir zerre bile içimde barınmamalı yoksa doğru bir mücadelenin sahibi olamam. İçimde kayıp ilanı verdim kendimi arıyorum. Bu savaşı kazanırsam kendimi bulacağım. Kaybetmek yok. Çünkü kaybetmek bu yolda fedaileşen binlerce yiğide ihanettir. İhanet ölümdür! Başkanım, sizinde dediğiniz gibi ‘Biz ölümü öldürdül!’ Evet ihaneti de.

Siz benim kör olmuş, karanlığa bürünmüş gözlerime,  yaşamıma ve yüreğime doğan ilk gün ışığısınız. İçimdeki başkaldırış, dindirilmiş Kürt kadını uyandı. Tanrıçaların vurulduğu ve gömüldüğü mezarlardan yeniden doğuyorum. Tarih ateşinde yakmalıyım kendimi. Ancak o ateşte kavrularak size ulaşabilirim, haikate ulaşabilirim. Her hücremde kirliliği, kötülüğü bana ait olmayan “Beni” yok edercesine, Mazlumlarn, Ferhatların, Semaların ateşte eriyen bedenleri gibi bir olarak eriyeceğim içinde.

Yırtacağım beni hapseden bu karanlığı, şerefli ve onurlu bir yaşam yolunda. Layık olmak gerek Sara’ların kavgasına. Öfkem patlamaya hazır bedenimdeki isyandır. Köklerimle Kürdistan’ın topraklarına tutundum, yönüm dağlardadır. Koparamaz beni artık kimse, koparayamayacak

Tutuştuğumuz bu halayda Sema gibi Zilanlaşmak , Zilan gibi sonzulaşmak gerek tarihin sayfalarında. Sizin dediğiniz gibi “ Herşeyimiz kuşatma altında.” Bu kuşatmayı kırmak için kuşanmalı; ruhta, düşüncede, bedende, taktikte… İntikam diye atar nabzım tutsaklığı söküp atmak için intikam diye çarpar yüreğim. Binlerce militan dağlara da, şehirlerde sizinle buluşma gününün hasretiyle savaşıyor. Tarihin sahnesinde siz ve halkımızla buluşacağız. Güneş şahit olacak ay ve yıldızlar şahit olacak yandığımız devrime.

Ben Önder APO’nun savaşçısıyım.

Şaha kalkmış ruhuma, karartılmış bedenime değen kirli düşüncelerin intikamıyım.

Her nefeste içime işleyen isyan,

Yaşatılan vahşete çekilen kılıçtır.

Savaş açtım sana, Ey! Tüm kötülüklerin ve çirkinliklerin doğduğu bataklık.

Bedenimi bölen üç kılıcın,

Üç mermisi olacağım.

Tüm karanlığın çıktığı zihninden

Bedenime değen kirli ellerinden

Ve sadece ölüm yağdıran dilinden vuracağım insanlık düşmanlarının!

Devrimci Selam ve Saygılar

Tijda Ararat

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.