Harun Fırat’ın kaleminden: Özgür Kadın Yoldaşlarıma

0

Şehit Harun Fırat (Mehmet Alkan)

Mücadele yaşamım boyunca bocalamama neden olan, beni uğraştıran, yaşamımın en temel sorunu haline gelen önemli bir nokta kadınla olan yoldaşlığı ölçülü ve doğru bir rotaya oturtma savaşımı oldu. Doğru bir savaş verilmedikçe, kadına yaklaşma cesaretini göstermek elbette zor olacaktı. Aslında burada sorun haline gelen kendi zihniyet gerçekliğimin köklü bir çözümlemeye tabi tutulmasıdır. Sorunu tek yönlü bir kadın sorunu olarak ele almak gerçekçi olmayacaktır. Egemen zihniyeti bilince çıkarmadıkça ve sorunu kendimden uzakta aradıkça, doğru bir ilişkilenmeyi yakalamam da zordur. Sorunun kendisi duygu ile düşünceyi, beyin ile yürekten koparıp köleleştiren, bağımlı kılan anlayış ve yaklaşımların kendisi olmaktadır. Büyük bir zihniyet değişikliği için zorlu bir mücadeleye giriştiğimiz bir gerçektir. Ne kadar değişime uğrayıp geliştiğimiz sorgulanabilir. Fakat değişime ve gelişime en yakın siz yoldaşlar olmaktasınız. Duygu ve düşüncelerinizle, yaşam tarzınızla, davranışınızla özünüzden kopmadınız. Bastırılmışlığın, susturulmanın, eve hapis edilmenin yaratmış olduğu özgürlük özlemi daha da artmıştır. Dili dağlanan, kulağına mil çekilen, gözlerine perde indirilen günümüz koşullarında kadın gerçekliği varlığı, pek önemsenmeyen bir cins konumunda olmak, elbette ölümden beter bir durumu teşkil eder.

Bir kadını bu denli hüzünlendiren, acı çektiren, gözyaşı akıtan, sessizliğe gömdüren neydi? Varlıklı iken neden dilenen, yalvarılan iken neden yalvaran, besleyen iken neden aç kalan, kutsal iken taşlanan, özgürken köleleşen, yaşatan iken ölen !… Aslında neden ve niçinleri sorgulamaya kalktığımda sınırsız sorularla karşılaşıyorum. Amacım cevapsız soru geliştirmek değil, aranması ve kavranması gereken anlamlı cevapların duruşlarını bulabilmektir.

Her sorunun bir cevabı, her cevabın da anlamlı bir duruşu olmak zorundadır. Ortak ruh ve düşünce birlikteliği yakalanmadıkça, geçmiş kendini hep tekrar edecek ve ezici çoğunluk büyümeye devam edecektir. Benim bu çoğunluğun bir ferdi olmak istediğim gibi siz kadın yoldaşlarımın da özgürlük savaşımında azınlıkta kalmamanız için iradeli ve inançlı bir özgürlük savaşımının temsilcileri olmalısınız. Bu savaş bir nefs ve günahlardan arınma savaşımıdır. Tüm erdemli insanlar nasıl ki savaşımlarında öncelikle duygu ve düşüncede nefsi terbiye ederler, iliklerine kadar bir arınmaya tabii tutulurlarsa, bizlerin de aynı tarzda özgürlük sorununa yaklaşırken bu şekilde bir sadelik ve samimiyetle yaklaşmamız hayati önem taşımaktadır. Politik hesaplara girmeden, güdüsel arzulara yeltenmeden, her türden egemenlikli zihniyete götüren anlayış ve yaklaşımları çözerek ilişkilenmek, en doğal bir yaşam biçimini açığa çıkaracaktır. Doğal bir yaşam her zaman özlemimiz olmuştur. Birlikteliğin en özgür olanı, hoşgörüyü, sevgiyi, adaleti, toprağın ve emeğin güzelliğini, doğayla barışık yaşama bir hayal olmasa gerek. Anaya dönüş ancak bu güzellikte olabilir. Öze dönüşü sağlayabilmem kendi açımdan büyük bir anlam ifade eder. Mücadele yaşamım boyunca beni yaşama bağlayan gerçeklik Zilan gerçekliğiyse, bu gerçeklik karşısında elbette doğru bir cevap ve anlamlı bir duruşun sahibi olmalıyım. Nehirler denizlere doğru akarken kaynaklarına hep bağlı kalırlar. Özgürlüğe doğru adım adım yaklaştığım bu zamanlarda Zilan’dan kopmadan her anımı onunla yaşamak, büyük bir heyecan ve cesaret vermektedir. Tanrıçalara dokunulmazlığın fakat tutkuyla da bağlılığın yarattığı duruş çok daha farklı olmak zorundadır. “Yaşam ancak doğru ve büyük eylemler içerirse bir anlam kazanır” der, Büyük Bilge. Zilan yoldaşta açığa çıkan büyük eylemin anlam derinliğini kavramak dahi o eylemi yapmak kadar önem taşımaktadır. Zilan’da açığa çıkan tanrıça gerçekliğini yeniden diriltmek ve bunun önündeki tüm engelleri aşma gücünü göstermek, başta kadın özgürlük hareketi açısından ne kadar önemliyse, erkek yoldaşlarım açısından da bir o kadar anlamlı ve gereklidir. Burada sadece eylemin anlam ve önemini hatırlamak değil, asıl Zilan’da açığa çıkan kadın gerçekliği karşısında kendi erkekliğinizi her yönüyle sorgulama cesaretini göstermektir. Şu bir gerçek ki, Zilan karşısında erkek milyon kere yenilmiştir. Bu yenilgi karşısında cinsel güç ve kaba fizikle övünmek zayıflığın kendisi olmaktadır. Bu konuda erkek güdülerini terbiye eden, düşüncelerine anlayış kazandıran büyük bir nefs savaşımı vermek zorundadır. Yaşamda zayıf görülen, alay konusu edilen, başarı gücüne kaygıyla yaklaşılan, fırsat bulduğunda güdüleri konuşturan, sahte özgürlük sözleriyle de kadınla ilişkilenmeye çalışmak, ateşi avuçlamaya benzer.


Değerli Yoldaşlarım!

Mücadele yaşamım boyunca kadına hep mesafeli yaklaştım. Kölelik zincirlerini kırmadan kuracağım her tür ilişkinin köleleşmeyi daha da derinleştireceğini gördüm. Şu konuda çok rahatım. İlişkilerimde güdülere yer vermedim. Ruhen ve bedenen temiz kalmanın saflığıyla, düşüncede de buna denk düşecek bir duruşu sergileyebilmek için bir savaşım verdim. Her şeye rağmen çok zayıf kaldım. İnsanın gerçek özüne ait olmayan egemenlikli anlayışını öldürerek, ölümsüzlerin arasına katılmak büyük bir moral ve coşku vermektedir. Tüm birlikteliklerde sadelik ve adalet temel ölçü olmalıdır. Yaşam sade ve onurlu yaşanacaksa çekici ve güzel kılınır. Sizdeki güzellik, yaşamı her zaman çekici kılmıştır. Bundan dolayıdır ki sizlere olan saygı ve güven büyümüştür. Sizleri sevdiğimi, sizlere güvendiğimi ve sizlerle olacağımı belirtiyorum.

Devrimci Selam ve Saygılar

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.