Aşk Özgürlüğü Arayıştır

0

Önder APO

Devrimimiz, insanın özüne saygılı olma ve insanın doğal gerçeğine bağlı kalma, ondan alıkoyan bütün etmenlere karşı olma devrimidir. Askeri ve siyasal çözüm yolu, çok ağır olan toplumsal ve ekonomik sorunun çözümü içindir.

Bizde doğal yaşamın yolu bütünüyle kesilmiştir. O halde devrimimiz doğal gelişme yolunun açılması devrimidir, onun çözümüdür. Yoksa devrim bir öç alma ve kan dökme olayı haline gelir ki, ne bizim bunu bu biçimiyle sürdürmemiz mümkündür, ne de kan dökmeler bu biçimiyle sonuç verebilir. Bu durumda devrim hızla yozlaşıp biter. Düşmanın dayattığı kör şiddet de biraz buna yol açmak içindir. Bizim sorunlara yaklaşımımız, en hayati sorunlarımıza bütünüyle çözüm bulmak içindir. Örgütlenme, siyasal mücadele ve her türlü askeri faaliyet, çok ağır olan insani yaşam sorunlarına ve gelişme olanaklarına biraz güç getirebilmek içindir.

Toplumumuzun, halkımızın gerçeğinin askeri boyutu zaten yoktur, siyasal boyutu ise haincedir. Halkımızın toplumsal gelişiminden bahsetmek zordur. Toplumsallık ve ulusallıkla düşman içinde erime vardır. Ekonomik olarak bir talan ekonomisinden bile bahsedilemez. Bu bağlamda cinsler arasındaki ilişkiden eser yoktur. Burada ne dine, ne çağdaş gelişmeye, ne de ilişkiye göre bir çözüm bulabilirsiniz. Bu, sömürgecilikle derinliğine bağlantılıdır. Biz bunu tespit ettik. Pratik çalışmalarımıza bu sorunun çözümünü de katarak bugüne kadar getirebildik.

Savaşımızın hem amaçlarına, hem de onun gerçek gelişimine katkı sağlayabilecek tarzı tutturmaya çalışıyoruz. Bu ilişkinin düzeltilmesinin mutlak savaşa hizmet etmesi ve onu güçlendirmesi gerekiyor. Bu savaşın bütün toplumsal gelişmelere olduğu kadar, ailesel gelişmeye veya buradaki sorunların çözümüne de katkıda bulunması ve cinsler arası tıkanmış ilişkilerin gerçek bir gelişme yoluna girmesine hizmet etmesi gerekiyor. Sağlıklı ilişki geliştirmenin yolu savaşmaktan geçer dememizin nedeni, savaşımın ilişki düzeylerini sağlıklı geliştirmenize katkıda bulunmasına imkân sunmasından dolayıdır.

Çelişki o kadar boyutludur ki, bu konuda klan düzeninin gelenekleriyle çağdaş ölçüler iç içedir; bunu en vahşi ve en hileli bir sömürgeci egemenlik ortamında yaşama söz konusu olduğu için, aslında yaşadığınız durumlar zordur veya zor olmak durumundadır. Daha yedi yaşındayken, cinsler arası ilişki boğuntuya getirilmiştir. Ağır bir feodalizm, geleneksel boğucu etki ve ardından sömürgeciliğin kapılarından bin defa kendini satarak bir ilişkiyi sürdürme zorunluluğu, emperyalist ve faşist televizyonlarla basın-yanının saptırmaları, ağır güdüsel etkiler insanı gerçekten boğuyor. Ben bundan kurtuluşu kendi pratiğimde çözümlediğim gibi, hikâyesini de uzun uzun anlattım. Bütün bunlar çözümün bazı ipuçlarını göstermek içindi. Aslında sorunu açığa çıkarmak için otuz yılı aşkın bir zaman gerekliydi. Sorunun bu düzeyde ortaya konulması için bile yedi yaşımdan beri çabam var. Hepsini zincirler gibi birbirine bağlı olarak buraya kadar getirdik. Hikâye o kadar uzundur ki, ancak yüzlerce ciltlik kitapla yaşanan bütün süreçleri ortaya koyabiliriz. Ama politik dilde keskin anlatımı geliştirdik ve çok çarpıcı formüllerle yansıtmaya çalıştık. Bazı şeyleri böyle ancak kurtarabiliriz diye düşündük. Örneğin, çok erken yaşlarda içine girdiğiniz ilişki biçimleri, daha on beşindeyken sizi yarı yarıya veya tamamen bitiriyor. Hem geleneksel ilişki sizi bitiriyor, hem de ona imkân bile vermeyip sömürgeci çarklara takıldığınızda ilişki bitiyor. Basın-yayının ideolojik saldırısı ve güdülerin ağır etkisi altında boğuluyorsunuz; sonuç ise uygulama sırasında yaşadığınız zorluklar oluyor. Sorun bu kadar köklüdür.

Bizim size yapabileceğimiz en büyük iyilik gerçekleri açıklayabilmektir. Yaşadığınız bütün durumlara çözüm bulmanız mümkün değildir. ama gerçekleri size gösterirsek, iddialı olan bazılarınız belki çözüme yönelebilir. Benim bu konuda hem arayışlarımın, hem de ortaya çıkarmak durumunda olduğum şeylerin bazı önemli yönleri var. İlişkilerdeki sahte örtüyü parçaladık; ilişkilerin çıkarcı ve çirkin yönlerini ortaya çıkardık. Son derece gerici ve boğucu yönlerini, hatta siyasal ve askeri savaşımla ilgili yönlerini ortaya çıkardık. Bunlar önemlidir ve sorunu açıklığa kavuşturma çabalarıdır. Bu sorunu çözmeden devrime yönelmek, devrimle ilerlemek mümkün değildir. Devrim adına bazı şeyler yapılsa bile, çok şeyler yitirilebilir ve belki çok güdük bir biçimde yol alınabilir. Ama o da bir yerinde kırılır, kaybedilip gider.

Cinselliğin çok doğal olduğunu tarihten biliyoruz. Fakat bu hiçbir şeye izah getirmez. Afrika’nın ilkel kabileleri içinde hala çok doğal bir cinsel yaşam var. Doğal olan bizim koşullarımızda kurala bağlanmamış, alım, satım ve çıkar ilişkisine götürülmemiş, köleliğe bulaşmamış yaşam biçimleri ve yaşam özellikleridir. Uygarlaşma ve özelleşmenin başlamasıyla birlikte, bireyciliğin ve bu temelde aileciliğin geliştiğini iyi biliyoruz. Aileciliğin önce çok başlı olan veya çok eşlilikten, giderek anaerkillikten ataerkilliğe, daha sonra tek eşliliğe kadar gelen ve belki onun da altında bir yığın başka saplantılarla birlikte yürütülen ilişkilerini biliyorsunuz. Cinsler arası ilişkiler üzerine çok yazılıp çiziliyor. Burada önemli olan, sorunu tam olarak görmek, hiç şüphesiz doğal ilişki adı altında aklına her geleni yapmamak ve güdülerine teslim olmamaktır. Bunlar işin başlıca gereklerindendir.

Bugün şu ortaya çıkıyor: Cinsellik kontrol altına alınamazsa, insanlık tükenebilir. AIDS hastalığı gelişiyor, bu cinsellikle ilgili bir hastalıktır ve önlenemezse ölümler artar. Nüfus patlaması önlenmezse, insanlar dünyaya sığmaz ve yaşam durur. İnsanlık cinselliğin sonuçlarını engelleyemediği için kendini bitirir. Ama diğer yandan cinsellik olmadan da yaşamın sürmeyeceği bellidir. Yaşamın vazgeçilmez bir özelliği kontrol edilmezse, toplumsal gelişmede bir kurala bağlanmaz veya bu anlamda yaşam en ideale yakın bir düzeyde sürdürmeye götürülmezse, buna ne devrim ne de insanlık tarihi yeter. İnsanlık bu çelişki altında boğulabilir. Zaten sorun şimdiden bu temelde ele alınıyor.

Çevre sorununun da kaynağı budur. Savaşların daha da yıkıcı gelişmesinin bir nedeni de bu olabilir. Bunlar kendiliğinden meydana gelmiyor; bunlar toplumsal ve insansal gelişmenin ortaya çıkardığı durumlardır. Son yıllardaki nüfus patlaması ve bundan kaynaklanan çevre tahribatı ve hastalıklar, aslında toplumsal gelişmeyle de ilintilidir; hatta tekniğin, bilimin ve tıbbın gelişmesiyle de ilintilidir. Bir yerlerde çarpık gelişme vardır ve insanlık kendini bu çarpık gelişme nedeniyle, teknik ve bilimle imha ettirecek duruma getiriyor. Belki de geleceğin devrimi, bunu önleme devrimi olacaktır. Bu, bilimi, tekniği ve nüfus patlamasını önleme devrimi olabilir. Şimdiden çevreyi temizletme devrimi, neredeyse en önde gelen bir amaç haline geliyor.

Sorunu kaba biçimiyle ortaya koymak da yetmez. Sorunun kapitalizmle, emperyalizmin başlamasıyla çok yakından ilişkisi vardır. Sosyalist ideolojinin sorunlara tam çözüm gücü getirmesiyle ve yeni bir devrim ideolojisinin ihtiyacıyla da ilişkisi vardır. Hiç şüphesiz bu konuda arayışlar vardır ve daha da gelişecektir. İnsan toplumu, büyük oranda insan eyleminin bir sonucudur. Toplum üzerine tartışma gelişecektir. Zaten sosyalizm toplum üzerindeki en kapsamlı tartışmadır, onun bilime yakın düzeye getirilmesidir. Sosyalist ideoloji, sosyalist felsefe, hatta sosyalist bilim toplum gerçeğinin kavranmasına ilişkindir. İnsanı hayvanlara, hatta doğal etkilere karşı korumak kadar, doğal etkilerin vazgeçilmezliğine bağlama tartışmalarıdır. Kısaca, insani bilimler daha da geliştirilecek, din ve felsefe bir kez daha gözden geçirilecek, gerekli olduğu kadar alınacak, gerekli olmayanlar atılacaktır. Hatta yeni dini ve felsefi yaklaşımların yanında bilimin geliştirilmesine de çalışılacak ve bütün bunlarla kendini dayatan ağır sorunlara bir çözüm kazandırılacaktır.

Bu genel yaklaşımları belirtmemizin nedeni, sorunları çok bireysel ele almanızdandır. Hiçbir biçimde sorunlara ucuz yaklaşamayacağımızı, çok kısır ve içe kapanmış çözümlerin mümkün olmadığını ve bu kadar geneli ilgilendirdiğini göstermek bütün bunları için belirtiyoruz. Neden ilk insanlar için çok doğal olan cinsellik, bugün bizim için büyük bir sorun haline geldi? Bunun nedenleri üzerinde sizi biraz düşündürtmek için bunları ortaya koyuyoruz. Çok doğal bir güdü eğer bilim ve toplumsal denetimle düzenlenmezse, insanlığı içinde yaşanılmaz hale getireceğini göstermek ve bununla bağını ortaya koymak önemlidir. Bütün bunlar anlayış zenginliğini geliştirmeye götürüyor, genel çerçeveyi oturtarak yaklaşım gereğini ortaya koyuyor.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.