Şehit Zeryan’ın Cümleleriyle, Şırnex Direnişi Günlüğü-II

0

Adı Siyabend. Yani Hacı Lokman Birlik..

Şırnak’ta en çok duyduğum isim. Herkes ona dair bir anı anlatıyor. O kadar derinden bir etki yaratmış ki, duruşuyla, arkadaşlığıyla ve militanlığıyla..

Ve hep vurulduğu yerden geçerken onu anıyorum, hissediyorum. Bir ok gibi caddeye fırlayışı, B-7 alıp düşmanın üzerine gidişi. O koca öfkesinin ateşinde öfkeyle tutuşuyor, yangın oluyor. Yüreğini yüreğimde hissediyorum sonra bir acı gelip oturuyor bağrıma. Nasıl sürüklediler seni. O bedenini panzerlerin ardından. Kimse nasıl ses çıkarmadı, siper olmadı sana..

Bir evlat böyle kolay mı düşer, bir yiğit böyle mi gider?… Duvarlarda adın var, “kanın yerde kalmayacak” diye yazılıyor. Kanının karıştığı şehitler gerçeği tüm hainliğin üstesinden gelecek, yüreğin tüm yüreksizleri devirecek.

Soluğunla ısınacak bu ülke. Kanınla yeşeren baharlar kabuslarımızı alt edecek. Özlemler, hayaller büyüdükçe büyüklük ister. Siyabend gibi, Rojbin, Yılmaz, Koçer, Agır, Xwinrej, Serhat, Şervan gibi.. Siyabend gibi nicesi….

08-02-2016

Dicle mahallesinden cumhureyite geçtim. Gün boyu öyle gerginim, içimden konuşmak gelmiyor. Durumlar hiç iyi değil. Cizre’de 60 kişinin katledildiği söylendi. Fotoğraflarda yanıp kül olmuş canlar. Paramparça haldeler. Bakmaya yüreğim el vermiyor. Savaşın da bir sınırı yok mu? Biz de birşey yapamıyoruz, ben birşey yapamıyorum. Oysa ki bu kadar hedefin içindeyiz ama doğru değerlendiremiyoruz birşeyler yapmamakta beni çıldırtıyor. Bu kadar beklenti varken öylece kalmışız. Oysa Cizre bizi bekliyor.

Helena arkadaşla tartıştım, fedai eylem önerisi var. Bende aynı şeyi düşünüyorum. Gidip bir yerlere vurasım geliyor. Fakat sonuç almamak beni korkutuyor. Yoksa ölüm zaten ölmüştür. Bugün çok birşey yapmadık. Günlük bir …. Tartışma öylece sürdü..

Acılar… Keder, elem..

Şubat ayının laneti de üzerime sinmiş. Sanki birileri beni boğazlıyor gibi boğuluyorum bu şubat ayını intikam ayı yapmalıydık. Komplonun lanetini eylemlerle kırıp parçalasaydık. Geç değil, fakat geç de kalıyoruz, sırf bugün bitsin diye uyuyacağım, kendimi unutmak için…

Sevgilerle

13-02-2016

Şubatın laneti sinmiş üzerime. Komplo 18. Yılına giriyor. Tam 18 yıldır önderliğimizi esaretten kurtaramadık. Esaretin yılları çoğaldıkça komplonun laneti üzerimize bir kabus gibi çökmekte. Nasıl dayandık buna, nasıl kabullendik ve yılları uzattık. Önderliğin en son fotoğraflarını gördükten sonra kendimize lanet okudum. (kocaman bir patlama oldu, yoğun siren sesleri geliyor, çıkmam lazım.)

Yeni mahallede Tekser’de 600 kiloluk bir mayın patlamış. Tüm şehir sarsıldı. Birden oraya koşturuyorum, bir mahallede 2 gece kalmaya hasretim. Bu durum benimde irademi aşıyor. Cizrede Nurhak’ın şehit düştüğünü duyduk.
Şehadetler çok fazla, fakat halen net değil.

Yapılan eylemler beni kesmiyor. Daha sarsıcı birşeyler yapmalıyız. Kısmi bazı girişimler var. Sonuçları zayıf. Hem tahammüllü, hem dengelere dikkat etmek lazım aslında bazı duruşlar müdahalelik belki soruşturma bile gerekir. Fakat
çabalamak lazım.

Burda güç aldığım çok arkadaş var. Şex mesela, çok sade bir gerçeği var. Bizim Helena, önceden de seviyordum. Burda da bana çok destek oluyor. Bu
yoldaşlardan aldığım güçle yürüyeceğim.

Yaşama tutunmak değil, sıkıca sarılmak gerekir.

20-02-2016

Çok şey üst üste birikti. Ayın 16’sında Dicle’de Çektar suikast edildi. Ayağının kemiklerinin parçalandığını ve ağır olduğunu söylediler. Sivil olduğundan hastaneye kaldırıldı. Polisler tarafından infaz edildi. Devletin tüm kurumları
tamamen kürdü imha etmeye odaklanmış. Hastalar, yaralılar tedavi edilmiyor. İsmet paşayı tutmakta ısrarlıyız. Hazırlıklar tamam. Geçen gün barikat yerlerini belirlerken Tatarlar silah çekti, diğer gün ise tarama yaptılar. Delil arkadaş yaralandı, sürüklenip getirdikleri sokaklar hep kan izi. Tatarlar şimdi bize karşı silahlanmışlar.
Delil’in yarası hafifti, diğer gün ağırlaştı. 2 defa kalbi durdu. Müdahale edildi, elimizde öylece kalmıştı. İşin kötüsü sağlık için hiçbir tedbir yok, durumu ağırlaşırsa şehadetler yaralıların tedavisi olmadığından gerçekleşir. Var olan durum bu. Delil şu an iyi ama genç olduğundan dayanıklı değil.

Daha Delil’le uğraşırken Mıjin’den Bedri’nin de yaralandığını söylediler, onu da getirdik. Bünyesi güçlü fakat sağ kolu parçalanmış. Sakat kalabilir.

İsmet mahallesini tutmak için ısrar ediyoruz, hızlı da davranmak gerek çünkü düşmanın operasyon hazırlığı var. Önce biz vuracağız, hem de kalbinden vuracağız. Fakat kimi hazırlıklar zayıf, yeni bir tarzla savaşmazsak durumlar ağırlaşır.

Demokratik özerklik diyoruz yani devlet olmadan kendini yönetmek. Fakat devlet zihinlere işlemiş, ruhlara hükmediyor, kendi alanını örgütlemek, devletin insafına kalmadan kendini yönetme zayıf. Şu an herşey gerillanın omuzlarına binmiş. Hani kaldırırız hiç sorun yok. Toplumsal alan, siyasetçiler ihaneti yaşıyor. Bir kaç değerli insan var, onlar da fedaice kendini adıyor. Fakat toplumsal örgütleme yok. Bunun için herşey gerilla.. örgütsel olarak sorunlar var. Açıkçası dağda olsam rest çekerdim fakat savaşımızı gölgelememeli, şimdi önemli olan savaştır. İyi ki Arjin geldi, kadın sayımız çoğaldı. Sayı çok ama herşey sayıyla olmuyor. Nitelik, vasıf önemli..

Şu an hezex’te yoğun savaş var ayrıntılarını bilmiyoruz. Cizir iliklerine kadar direndi, diz çökmedi fakat kırımdan geçirdiler.200’ün üzerinde insan katledildi. En son yine morgdan fotoğraflar geldi kimse tanımıyor, cenazeler korkunç, Kürtlük tamamen öldürülmek isteniyor. Bunun bedeli neyse ödeyeceğiz fakat diz çökmek asla. Bizim payımıza düşen direnmektir. Ölümüne değil, ölümden ötesiye direnmek. Asya’yı çok özlüyorum. Yeri, yüreği çok belli, nasıl da gitti. Tüm halk ondan söz ediyor. Herkesin gönlüne taht kurmuş. Onu çok arıyorum.

Özlemle.

Çekdar: o güleç yüzlü genç. Yüzü, gülüşü, günlerdir aklımdan çıkmıyor. Bu yiğitler için yiğitçe yaşayacağım. Yoldaşın yoldaşı olmak için yiğitçe durmak lazım. Attığım adımda, her mermide onlar olacak. Onlar benim kazanma, başarma andımdır. Özlemin yanında ölümden ötesiye direnmek…


21-02-2016

Kaç gündür ismet paşayı tutmak için cumhuriyet mahallesine takılı kaldım. Hazırlıklar ve görüşmeler kısmi sonuç aldı. Biraz politik yaklaşmak lazım. İç çatışmalara mahal vermeden mahalleyi tutmalıyız. Şimdilik planlama yaptık sonra hemen pratikleştireceğiz.

Dün akşam bir grup mayıncıyı tümen farketti, fakat arkadaşlar erken davrandı da birşey olmadı. Mermi sesleri şehirde yükseliyordu. Bedri ve Delil’in yarası ağırlaşıyor. Bu şekilde elimizde kalmaları tehlikeli. Bugün Agit arkadaş geldi, toplantı aldık, bazı eleştirilerim vardı. Yaptım, kendisinin de vardı, olabilir.
Erkeğin faydacı yaklaşımları… Hani ilk defa görmüyorum yine de alışamıyorum. Bu kadar özgür bilinçten yoksunluk olabilir mi? Erkek olgusu bu kadar ters mi?

Çok değerli erkek arkadaşlar da var ama erkekliğin ortaklaştığı bir çok yön var, tuhaf olan da bu..

Çalışmaların yoğunluğu beni yoruyor. Yine de azmimden birşey yitirmiyorum. Fakat savaş tarzımızda yenilik yaratmalıyız, taktik farklı olmalı düşman da kendini hazırlıyor. Bizler de hazırlanıyoruz. Kritik bir aşama.. Bu dönemeci aşarsak artık gerisi bizimdir. Kendimi daha güçlü ve yeterli hale getirecem. Sevgilerle..

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.