İşçi Kadınların Sesi Oldu: Lisel Bruggmann

0

Tijda Ekecik

Bir erkekle aynı iş saatleri arasında çalışıyor, aynı koşullar altında aynı işi yapıyorsunuz ama kadın olduğunuz için sendika üyeliği hakkınızdan tutun, aldığınız ücrete kadar her konu da erkeklerden daha aşağıda, daha az ücret almaya mecbursunuz.

Kapitalist sistemin işçiler üzerinde geliştirdiği sömürüden hepimiz haberdarızdır. Peki bu işçi bir kadında o zaman neler yaşanır? Kısaca özetleyecek olursak 2 kat daha fazla kapitalizmin sömürgesi ile yüz yüze kalır.

Bu sefer ki ‘Tarihte Kadın’ bölümümüzde işçi bir kadına yer vereceğiz.
Alman Ressam Max Blunk ve Elise Schneider’ın çocuğu olarak 21 Temmuz 1900’de dünyaya gelen Lisel, ailesinin maddi durumu, onu okula gönderebilecek kadar iyi olmadığı için 16 yaşında Winterthour’daki tekstil fabrikalarında işçi olarak çalışmaya başladı. Ardından Ticino’da otel işçiliği, Bern, Schaffhausen, Zürih’te fabrika işçiliği yaptı.

YAŞANMAYAN ÇOCUKLUK

Çocukluğu 1. Dünya Savaşı ile bitmişti. Okuldan ayrılmak zorunda kalıp fabrikalarda, otellerde çalışmaya başladığı için çok erken yaşta hayatı öğrenmişti. Tabii hayatın neresinde duracağını da… Bir işçi kadının bu hayatta yaşayacaklarını da erken yaşta öğrenmek zorunda kalmıştır.

İşçi olduktan iki sene sonra sendikalı olarak İsviçre sendikal mücadelesi içinde yer aldı. Başta 8 saatlik iş günü hakkı olmak üzere, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yapılan eylemlere katıldı.
Genç Sosyalistler (Freie Jugend) arasına katılan Lisel, 1918’de, daha sonra ‘Komünist Parti’ye dönüşecek ‘eski Komünist Parti’nin kurucuları arasındaydı. 1927’de Sovyet Sosyalistler Birliğine giden ilk İsviçre işçileri delegasyonu üyesi oldu. Bugünkü İsviçre emeklilik sistemi’nin (AHV/AVS) kurulması için mücadele etti.

LİSEL EMEKÇİ KADINLARIN MÜCADELESİNİ OMUZLADI

Komünist kadın hareketi içinde yer alan Lisel, 1925 yılının 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde emekçi kadınların hayatlarını etkileyen unsurları şöyle sıralıyordu: “Çalışma saatleri uzatılıyor, ücretler düşürülüyor. Ekmeğin ve diğer bütün yiyeceklerin fiyatları artıyor… İşçi kadın yasa zoruyla hamileliğine devam etmek zorunda bırakılıyor. Bu böyle olmamalı ve böyle sonsuza dek sürmemeli!”

EMEKÇİ KADINLARIN YAZARI

Bugün ise Lisel Bruggmann, “işçilerin yazarı” olarak biliniyor İsviçre’de. Genç yaşında başladığı işçiliği, onun hayatı iyi gözlemlemesine yol açtı; devrimciliği ise bu hayatın iyiye doğru değiştirilebileceği umudunu ve azmini verdi ona. Bu gözlem, umut ve azimle yazdığı öykü ve şiirlerde yine bir işçi ve kadın olarak kendisi ve kendisi gibileri anlatıyordu.

Yazılarının ve şiirlerinin konuları, işçi sınıfının o günkü durumuydu, talepleriydi. Dönemin sosyal ve politik nabzı hikâyelerine yansıyordu. Yazıları çeşitli takma isimlerle (Brennesel, Rötel, Spitzig, Eversharp, Gertrud Stauffacher), ‘Kämpfers’ (Savaşçı) adlı işçi basınında yayımlanıyordu. 1973’te Zürih’te hayata gözlerini yumdu. Ölümünden 2 yıl sonra yayımlanan “Ich wünsche euch des Weltenalls Erbeben” (Size Dünya Depremi Diliyorum) kitabı ile İsviçre’nin ilk işçi sınıfı yazarı olarak anılmaya başlandı.

SİZE DÜNYA DEPREMİ DİLİYORUM

Ben size burjuvaların yaptığı gibi
Mutlu yıllar dilemiyorum
Kalbi yumuşatan mutlu anlar,
Ya da aklın umursamazlığını dilemiyorum.
Size sessiz düşünceli bir hayat dilemiyorum
Rahmetler, altın bolluğu değil
Korkusuz günlerin olduğu yıllar da değil
Size dünya depremi diliyorum.
Size cesaret, güç ve başkaldırma ve irade diliyorum.
Eski kölelik zincirlerinin sonunda kırılmasını
Ve yaşama arzusunun gerçekleştirilmesini diliyorum.
Size yol gösterecek açık bir akıl
Özgürce düşündürecek cesaret, özgürce hissettirecek kalp diliyorum.
İşte, Yeni Yılı kutsayacak olan, sizsiniz!

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.