Tarih Alanı Kadın Yaşam ve Toplum Bütünselliğinin Alanıdır

0

Seyhan Şahin

Bütünlüklü tarih yorumu kadar ilk başta kavramın irdelenmesi çok önemli ipuçlarını vermektedir. Tarihin Kürtçesi olan DİROK, güneşi gören anlamındadır. Güneşi görmek, aydınlanmak, ışık gücüne inanmak Kürt kadınının temel yaşam felsefesidir. Aynı zamanda ışıkçılığın-aydınlıkçılığın ya da tarihin sadece bir alan değil bir yaşam ve inanç biçimi olduğunu şimdiye kadar görebilmekteyiz. Dolayısıyla jineolojînin tarih alanı kadın yaşam ve toplum bütünselliğinin alanı olmaktadır. Devrimci değişim-dönüşüm temelinde ele alabilmek, farkları ortaya koymak bu alan için vazgeçilmez bir durumdur.

Düz-ilerlemeci tarih anlayışı ve döngüsel tarih anlayışı arasındaki farkı ortaya koymadan kadının toplumsal tarihini ve kültürel tarihini ele almak yetersiz olacaktır. Bu anlamda jineolojinin tarih alanı tüm alanları kapsayan ve aslında tüm yaşam alanlarının çözümlenmesi ile tahlil edilebilen alan olmaktadır.

Öcalan “Demokratik uygarlık tarihi kadın tarihidir” değerlendirmesi ile tarihsel kadını onure ederken kadın çağının tarihini de demokratikleştirmektedir. Demokratik uygarlık tarihinin ya da kadın tarihinin temel unsurları sözlü gelenekler, arkeolojik bulgular, destanlar, mitolojik anlatılar, stranlar kadın tarihinin bütünsel parçaları olarak işlenebilir. Bu gelenek ve göreneklerde kadının canlı tarihi kendi ahenginde devam etmektedir. Sadece bu sırları okuyabilen akıl ve yürekler bu tarihsel akışa katılabilirler.

Ayrıca evrensel doğa-toplumsal doğa ve kadın doğası arasındaki optimal denge irde- lendiğinde kadının en uzun tarihi dönemi kendi varlığında tekrar ettiği görülecektir. Bu doğasal döngüler kadın bedeninde tekrar ederken aynı zamanda doğaya karşı olan ilgi ilişki ve bağını da canlı kılmaktadır. Doğa ve yaratıcının Kürtçe karşılığı xweza-xweda olarak dile getirilmektedir. Her iki kavramın birbirine yakınlığı ayrı bir heyecan ve gurur duyma hevesini yaratırken jin-jîyanın ortaklaştığı doğanın sırlarını da vermektedir. Jin- jîyanın geliştiği alan ekolojik alandır. Fakat mekanı ya da coğrafik alanı olmayan bir jin- jîyanın durumu söz konusudur. Kadın toplumsallığın en verimli çağı ekolojik alanla kurulan ilişkisinde görülmektedir. Tarım devrimi insanlık devrimi olarak tarihi belgelerde ifade edilmektedir. Toplum ve tarımın gelişim ve bilinç süreci birbirine denk düşmektedir. Günümüzün tüm ekolojik söylemleri sadece reklam ve biçimsel amaçlarla belirtildiğinden kadınla ekoloji bağı ifade edecek düzeyde değildir. Bu nedenle ekoloji alanı yaşam ve toplumun ortaklaştığı alanlar olarak ele almak en ekolojik yaklaşım olacaktır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.