Kürt Kadının Kızıl sesi: Sûsika Simo

0

Zeryan Deniz Amed

Sûsika Simo 1925 yılında Ermenistan’ın Elegez bölgesinde Kürt ve Ezidi bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi.

Sovyetler Birliği’nde doğup büyüyen Sûsik, üniversitede aldığı tıp eğitiminin ardından bir süre Gürcistan’da bir hastanede çalışır. Ancak Sûsik’ın içinde durmaksızın çalan bir ritim vardır ve kısa süre sonra hastanedeki işini bırakarak bu ritme kaptırır kendini.

Yaşadığı toplumun baskıcı tavrı ve hakim olan feodal tutumuna rağmen içindeki tutkunun izini süren Susik, Sovyetler Birliği ve Ermenistan’ın ilk Kürt kadın dengbeji olur.

Sûsik bulunduğu şartlarda çok güç olan bir başarıya imza atarak 1946 yılında 21 yaşındayken Kürt halkı adına ilk kez sahneye çıkıp Kürtçe klam söyleyen kadın dengbêj olur. Bulunduğu dönemin koşullarından Kürt bir kadının şarkı söylemesi toplum tarafından uygun görülmediği bu dönemde Meryem Xan, Eyşe Şan gibi kadınlar da peşi sıra seslendiriyor klamlarını. Onların başını ise, Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbêjî olarak tanınan Sûsika Simo çekiyor.

Ermenistan’ın başkenti Yerevan’da radyo yayınları yapmaya başlayan Sûsik, yalnızca Ermenistan değil Gürcistan ve pek çok Sovyet ülkesinde de klamlar seslendirir.

Sûsik, aşık olduğu Ermeni bir sporcu olan Kulya Neftelyan ile evlenir. Kendi etnik kökeni dışında biriyle evlenmesi Sûsik’ın içinde olduğu toplumun tepkisini çeker ama Sûsik toplumun feodal tabularını ilk şarkısını söylediğinde yıkmış idi zaten. Müziğinde nasıl ki toplum tabularını yıktıysa sevdiği insan için de aynı cesurlukla hareket eder.

Sûsik sahneyi sanatçı Egîdê Cimo ile de paylaşır. ‘Kavalın miri’ olarak anılan Cimo çalar, Sûsik da söyler.

Kürtçe ve Ermenice ezgiler seslendiren Sûsik, Ermenistan’daki Filarmonya sahnesinden de klamlarıyla geçer.

Bu sahne, ülkede yaşayan hakların kültür ve sanatlarını diğer insanlarla paylaştıkları büyük bir alandır.

Sûsik sadece halkının ezgilerini seslendirmekle de kalmaz, Kürt halk oyunlarını da sahneler. Öyle ki kendisine bu sebeple ‘Gula Govende’ diye de hitap edilir.

Aynı zamanda bir sosyalist olan Sûsik, 1965’lerde Ermenistan’daki Kızıl Meydan’da konserler verir. Bu konserlerde biletlerin günler öncesinden tükendiği ve dinleyicilerin onu dinlemek için saatler öncesinden sıraya girdiği anlatılır.

İdeolojisini sanatıyla da harmanlayan Sûsik’ın bu alandaki unutulmaz bestelerinden biri Leninê Mezin (Büyük Lenin) eseridir.

Dönemin şartları el vermediğinden Sûsik hiç kaset çıkaramaz lakin eserlerinin bir kısmı bugüne taşınabilmiştir.

Susik, 1977’de Erivan’da yaşamını yitirir.

Sûsik’ın cesur adımlarla açtığı cam parçaları ile dolu bu yol sadece kendisi için değildir, o pek çok Kürt kadına da cesaret verir. Tabir-i caizse o bir meşale yakmıştır ve ardından gelen kadınlar aldıkları meşaleyi koca bir ateşe çevirmişlerdir. Kürt bir kadın olan Sûsik Kürt kadınları şahsında bütün kadınlara bir umut ışığı yakmıştır.

Sûsik’anın Lenin üzerine söylediği klamı ise şöyle:

Ekim devrimi ve sosyalizmi müjdeleyen kılamlara imza atan Sûsika Simo’nun Lenin için de bir bestesi vardır.

“Devra berê, devra berê, belengaz bû

Lenin rabû em xilas bûn

Navê Lenin şirin şa bûn…”

Sesiyle umudun kapısını açan bu kadının en güzel şarkılarından biri ise Evdalê Zeynikê üzerine söylenmiş bu klamıdır, Kürt kültür ve sanat tarihinde tabuları yıkan kadın olarak kalacaksın Sûsika Simo.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.