Şehit Zeryan’ın Cümleleriyle, Şırnex Direnişi Günlüğü- XIII

0
Direnişin 39. Günü

Bugün heval Xelil’in noktasına geldim. Arkadaşlar bana haber vermeden İsmet paşa mahallesine geçmiş. Xelil ve bizim grubumuz savunmasız kalmış. Şimdi cumhuriyet bana kaldı. Benim için sorun değil, bir yoldaşım bile öyle düşmanın içinde kalsa tek bir adım geriye atmam. Ama kendine bunu yakıştıranlar var.

Sadece kendini ve yerini düşünenler var.

İsmet paşa mahallesine geçtim. Arkadaşları gördüm, Berfin ve grubu çok iyiydi. Deniz tam askerileşmişti çatışmaya girmiş, kendine güveni gelişmişti. Binevş’te çok iyiydi. Sağlıkçı Cemal yaralanmış, parçaları çıkaramamışlar. Koçer’de yeni yaralanmış, ayağının baş parmağı kopmuş.Yerdeydi fakat keyfi yerindeydi.

Sonra Amarayı da gördüm. Amara çok duygusallaşmış. Tartıştım, tüm zorlanmalarına rağmen bu sürece güç getirebilir. Bir süre yanlarında kaldım,

Ronahi’de iyiydi. Gelhat’ı görünce güç aldım. O yaralı haliyle mevzide yiğitçe savaşıyor. Sohbet etme fırsatı buldum. Onlarla hasret giderdim, hepsi moralli,güçlü ve inançlıydılar.

Geceyi Devrim, Binevş ve Deniz’le geçirdim. Devrim’i ne çok özlemiştim. Ona sarıldım, bana uzunca Reşo’yu anlattı. Reşo benim için “Zeryan’a sarılamadım, içimde kaldı” demiş. Benim o yürekli Reşo’ya dair ne çok söz ettik. Gever’in yeri ne kadar belli. Bu mahallede yokluğu o kadar derin. Herkes onu arıyor, herkes onu özlüyor. Cenazesini kaldırmışlar, iyi ki o da Reşo gibi yerde kalmadı. Bu geceyi şehitleri anarak bitirdik.

22-04-2016

Direnişin 40. Günü

Bugün cihazda konuştum. Hakikaten arkadaşlar şehir savaşından uzaklar. Armanc ile Şiyar yeteri kadar Şırnak hakkında bilgi sahibiler. Bilgi vermeye gerek yok.

Arkadaşlardan ayrılıp geçtim, Helena’ya tartıştım.

Ben ve Adıl diğer hatta geçtik. Yine her yer alt üst olmuş. Biraz uğraşarak tekrar mevzilendireceğim. Akşama doğru biber gazı attılar. Boğulacak gibi oldum nefes alamıyordum ve kalbim hızla çarpıyordu. Birkaç saat bu durum devam etti, sonra kendime geldim.

22-04-2016

İçimden bir ses 

Son süreçte yaşadığım duygu mizansenine bir tanım bulmaya çalışıyorum.

Tarihi örnekler beynimde canlanıyor. Bir Adulê Dewrêş destanı kendisini tekrarlıyor. Önderlik bizleri, kadın gerillayı Adulê’ye benzetiyor. Adulê-Dewreş12’ler destanı bu çağda kendini yeniliyor.

Adulê Mîlan aşiretinin soylu kızı. Onunla aynı aşirete mensubum. Yani ben de Milan’lıyım. Derweş yiğit bir kürt erkeği savaşkan ve onurlu.

Adulê-Dewrêş’i, yiğidini yitirdiğinde bir ağıt yakar. Delala Dewrêş’e diye yanık bir ağıt. Derweş son soluğunu Adulê’nin dizleri üzerinde verir.

Kendimi Adulê’ye benzetsem abartıya kaçmaz. Ben de dizlerimin üzerinde Dewrêş gibi yiğit kürt gençlerinin son soluğuna tanık oldum. Fakat bir ağıt yakacak fırsatı bulamadım. Adulê bir Dewrêş yitirdi ve bu kadar acıyla ağıt yaktı. Ya ben kaç Dewrêş yitirdim.

Onlar çağın Dewrêş’i.onlar ülke aşkıyla yiğitçe savaştılar. Bu duyguyu en çok Botan ve Zana’yı kaybettiğimde hissettim. Botan dizlerimin üzerinde yaralı haliyle slogan atıyordu. Son nefesinde “Bijî Serok Apo” diyordu. Sıkıca ellerimi tutmuş son vasiyetini veriyordu. Ve ben Dewrêş’leri böyle yitirdim. Bu savaş sürecinde ne çok insan sevdim: Baz, Diyar, Reşo, Mazlum, Demhat, Sefkan, Zana, Rezan, Eşref, Gever ve hepsi. Bu sevginin adını koymaya çalışıyorum.

Kardeşlerim kadar desem yetmeyecek çünkü ben kardeşlerime bile böyle bağlanmadım. Yaşadığım bu gönül bağını daha önce hiç yakalamamıştım. Öyle candan, içten, hesapsız ve ölesiye. En kutsal sevgi uğruna ölümü göze aldığındır.

Şimdi aşkın gerçek tanımına varıyorum. Bizler yaşamın en zorlu sınavından geçerken sözümüze sahip çıkıyoruz. Demokratik ulusu inşa ederken aşkla tüm zorlukları yeniyoruz. Bizim yaşadığımız kolektif aşktır, işte ben bu yoldaşları kolektif aşkla seviyorum. Bizler çağın Adulê ve Derwêş’leriyiz.

30-04-2016

Direnişin 48. Günü

 Bugün genç Arjin şehit düştü. İsmet mahallesinde karşıdan karşıya geçerken vuruyorlar. Ağır yaralanıyor. Sağlıkçı Mustafa yetişti karnından almış ve bağırsakları parçalanmış.Kısa süre sonra şehit düştü. Bizim Erkend’ili Bawer de ismet paşada Tatarlar hattında boynundan vuruluyor. Direk şehit düşüyor. Tam tarihini bilmiyorum bir haftayı buluyor.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.