Kadın Güçlenmeden Yaşam Kurtulamaz-II

0

Önder Apo

Kadın güçlenmeden de yaşam kurtulamaz. Sonuna kadar dilinizi konuşmalısınız. İradenizi pekiştirmelisiniz. İdeolojinizi oluşturmalısınız. Bu hakkınız, kadın ideolojisi ilkel komünal toplumda egemendir ve güçlüdür. Aslında üretime de dayanır. Şimdi de denemek gerekir. Tabii ki uyanıp örgütlenmezlerse, mücadele etmezlerse, bu büyük bir tehlikedir.

Bence sizin de biraz vicdanınız gelişmeli. Kadın yani diyeceğiz: kişiliksiz bir varlıktır. Ya da kişiliği varsa sağlıklı bir vicdanı da ortaya çıkmalıdır. Yani bu eğer mümkün olmazsa şu doğrudur; kadını ikinci düzeyde bir kişi olarak değerlendiririz. Tamamen erkeğin istemelerine ihtiyaçlarına göre bırakmak gerekir, bu da bir görüş, toplumda egemen olan bir görüştür. Doğruysa karar sizindir. O zaman ağlamayacaksınız, size ne yapılırsa kabul edeceksiniz.

Bütün bunlarla şunu demek istiyorum. Yani çok sınırlı bir imkanı ile de olsa bu özgürlük imkanı işte onu bütün partileşme, savaşım, onun bilinci her şeyden önce ele alınmalı ve onunla kendinizi yaşabilmelisiniz. Bundan başka aklınız ve fikriniz bir şeye takılmamalı. Hatta parti içinde öncü düzeyde olmanız gerekir. Çünkü bunu yapmazsanız kesin yani erkeğin hakimiyeti altında olumsuzlaşırsınız.

Halkımız en büyük değerdir, onun özgürlüğü her şeyden daha değerlidir. O zaman sizin genç kızlığınız ne zaman kuşanacak? Bu soruyu niye kendinize sormadınız şimdiye kadar, müthiş bir soru, en önemli bir soru bu değil midir? Bundan kaçıyor, bunun yerine “vay başıma gelen, vay halim, vay çaresizim” bu mudur halkın yiğit kızı olmak? Aslında Zilan bu konuda büyük bir çağırıydı ve en çok bu yönü benim çok değer verdiğim yöndü. Yani en büyük eylemini çok örgütlü, çok zinde, çok yürekli, çok planlı yapmasıdır. Tek saygı duyulacak davranış budur, kadında özellikle bu çok derin bir anlayıştır. Ve bana göre en soylu tutumdur. “Bırakın bu ağlamayı ve sızlamayı işte feodal özellikler, Kemalist özellikler, ayıptır böyle sızlanma” diyordu. O andaki duyguları böyledir.

Kendinizi sınırsız örgütleyebilirsiniz. Kadın bu anlamda belki de erkekten daha fazla devrimcileşmeye yatkındır. Kendinizi bir ateş topu bile yapabilirsiniz. Bu imkan vardır. Örnek onlarca yaşanılan değerlerimizdir. Erkek için düzenin kalıntılarına göre bir yaşam olabilir. Ama sizin için o da yok. Yani gerçekliğiniz sizi en iyi devrimci olmaya zorlar. Onun için diyorum, en iyi örgütçülük, propagandacılık, eğitimcilik, doğru karar denetim, bunun sürekli gerekliliklerine göre an be an hazır olma esasta sizin uğraşınız olmalı. Çünkü budur sizi kurtaracak olan. Budur sizin için tek yaşam imkanı. Başka yok.

Son nefese kadar Zilan kişiliği ortadır. Kendini en iyi örgütleyen, amacına bağlılığı, düşmana karşı yürümesini ve bu arada özgür yaşamı, yani büyük yaşamı ve büyük eylemliliği her an kendine yakıştıran bir tarzın sahibi. Tutarlı yurtseverlik, doğru partileşme, Zilan kişiliğinde bir büyüklüğe ulaşmadır.

Paylaşım aynı zamanda sosyalizmdir. Paylaşımın da olabilmesi için, az çok düşünce de güç, irade de keskinlik, kararda hakimiyetin olması gerekiyor. Tek taraflı erkeğe bırakılacak bir dünya yaşamaya değmez bir dünyadır.

YAJK militanlarının kimliğinde, buna ulaşmak istiyoruz. Bu belki çok hayali gelebilir, ama bana göre ekmek, su kadar gereklidir. Güçlü insandan, yaşama gücüne katılan, paylaşan insandan bahsediyorum. Dediğim gibi yaşamın gücüsünüz. Yaşamı temsil ediyorsunuz. Ben YAJK erkeğini hizaya getirme silahı olarak değerlendirdim. En önemli özellik; bu tehlikeli, geri, yaşamaya değmez erkekten intikam alma silahıdır, ama doğru biçimde. Kadının yine geriliğinden intikam alma silahıdır. Sizin intikamcı özelliğiniz, herhangi bir erkekten benden bile daha fazla gelişmelidir. İntikam derken, yakıp-yıkma anlamında değil. Kaybedilen bir yaşamı bulmak da bir intikamdır. Bunların hepsini gerçekleştirirken, adeta intikam alırcasına değerlendirin diyorum. Bunun karşısında varolan bentleri yıkmak bir intikam tarzıdır. Benim intikam tarzımdır. Her halde benden daha fazla sizin gelişmeye ihtiyacınız var.

Amacı büyüten kişi, kesin ona ulaşma yöntemi ve araçlarını da bulur. Sizlerin de amaç büyüklüğünüz ortaya çıkarsa, amaçta büyümeyi yaşarsınız, derin, güçlü, kendini kandırmaz bir biçimde kesinlikle pratiğiniz ve onun araçları-gereçleri ve imkanları gelişir. Biri yanlışsa o gider yerine doğrusu gelir. Bir şey eksikse tamamlanır. Eğer bir konuda zayıfsanız, bilin ki amaca laf düzeyinde bağlısınız. Bütün bunları önünüzü açmak için söylüyorum.

YAJK felsefesi de budur, temsili de budur. Böyle olan da en değerlisidir.

YAJK çerçevesi içinde geliştirilen değerlendirmeler giderek somutlaştırmamız gereken büyük önem taşıyan hususlardır. Düşmanın çizdiği çerçeve ve yaşam adı altında sunduklarının artık atılması ve yerine kendi çerçevemizin ve yaşam tarzının oturtulması işini ciddiye almanız, giderek gerekeni yapmanız her şeyden önce gelir. Kendi kişiliğini bile düşmanın tuzaklarından, her türlü yaşam sorunlarından uzak tutmayan, kendini doğru yaşama çekmeyenler öyle ciddi bir yaşam, hatta savaşımdan bahsedemezler. Kişilik dönüşümünü yeterli ölçüde gerçekleştirmeyen buna inanmayan, buna güç getiremeyenler açık ki yine kaybedecektir. Kendi ellerimizle yaşamı geliştirmek, düşman gözüyle, kulağıyla, yüreğimizle, yaşamı anlamak duymak durumundayız. Bu değerlidir. Buna cesaret edeceksiniz. Bu eğitimle mi olur, toprağın halkın özgürlüğünü iliklerine kadar yaşamakla mı olur. Yolunu bulup gerçekleştireceksiniz. Yüzyıllardan beri sizde oluşan kadının yapay kişiliğini, edilgen ve yaşama cevap veremeyen, çok sahte yaşam özelliklerini büyük devrimci yaşama tutkuyla bütünüyle halledeceksiniz. Büyük bir tutkuyla özgür yaşamı isteyin. Ve bunun çok yönlü savaşımını yapın. Diriliş var, kurtuluş var, kölelikten özgürlüğe tırmanış var. Fiziğinden tut, bilmem bilincine kadar bir bağımsızlaşma, özgürleşme var, güçleri var. Kadın büyük bir gelişmeye doğru gidiyor. Bugün en savaşsal ve yaşamsal kadın kişiliği gelişme yoluna girmiştir. Hem de en tutkulu, en heyecanlı bir biçimde bu yaşamı kazandırıyor. Bu yeniden toplumsal gelişmeyi devrimci tarzda çözüyor ve geliştiriyor. Kadro olmak isteyenler, YAJK’da sonuç almak isteyenler bu hususlara göre gerekeni fazlasıyla yaparlar. Hem de büyük bir istemle. Dağlar bunun için mükemmel bir özgürleşme alanıdır. Görev yetkilerimiz mükemmel size tecrübe kazandırıyor, iliklerinize kadar soluyun ülkeyi, halkı. Devrimle birlikte bu sizin bin yıllardır köleliğinize vereceğiniz en iyi karşılıktır. Bundan daha güzeli nedir?

…Yaşama büyük saygı duymak sosyalizmin özüdür. Bütün bu devrimler, kavgalar, savaşlar, bizim için adeta yok edilmiş, kalanı da tam bir çirkinlikten ibaret olan ulusal, toplumsal düzeyimizin yaşanmazlığına karşı bir başkaldırıdır ve yaşam hakkımıza sahip çıkmaktır. Önderlik gerçeği olarak bu, bizim çıkışımızın özüdür. Yani bu, yaşam hakkını, bir – iki özgürlük sözcüğünden tutalım, bu günkü dev savaşıma kadar kullanma hakkına cesaret etmektir. Özgür yaşam hakkına sahip çıkamayanların hiç bir hakkı olamaz. Özgür yaşam hakkını çözemeyen, hiçbir ulusal ve toplumsal sorunu çözemez, yine bireysel yaşam anlamında da hiç bir sonuca varamaz. Dolayısıyla gerek parti hareketimizin gerekse ulusal savaşımızın temelinde, adeta kadın kişiliği etrafında boğuntuya getirilmiş, ailede tümüyle içinden çıkılmaz bir hal almış ve tamamen düzen sınırlarında hizmet eden, en derin kölelikten öteye bizi bir yaşanmazlığa mahkum eden bu gerçekliğinizi değiştirmek, herhalde yapabileceğimiz en temel, hatta ekmek sudan daha önce göz önüne getirmemiz gereken bir çalışmadır.

YAJK şu aşamada her şeyden önce erkekten, halim, bağımlılaştırıcı, düşürücü, savaştan ve özgür yaşamdan uzaklaştırıcı erkekten büyük kopuşu ifade ediyor. Bu temelde erkeğin bağımlılaştırıcı, düşürücü bütün özelliklerinden koparak, hatta savaşarak büyük gelişim gerçekleştirilecek. Bu anlamda duyguda ve düşüncede, hatta fiziki olarak da, cins olarak da kopuşunu sağlayamayan bir kadın, köleden daha beterdir ve objektif olarak da ajandır. Dolayısıyla özgür kadın için kopuş hayati bir meseledir. Ucuz duygulara, şimdiye kadar sizi mahkum eden, çirkinleştiren ne varsa her şeye başkaldırmak sizin kutsal yaşam hakkınızdır, kazanmak için esastır. Unutmayalım ki yüzyıllardan beri olan düşüşü ancak köklü bir kopuşla, yine erkeğe bağlanışı bu kopuşun hakkını vermekle aşabileceksiniz. Yalnızlık belki sizi zorlayabilir, ama unutmayın ki özgürlük, uğruna bir bedel ödenmeden de kazanılmaz.

Bu konuda kadın en cesuru, en fedakarı olarak karşımıza çıkıyor. Bu insanlar kendini en çok gören insanlardır. Zekiyelerden, en son Sema Yücelere kadar, aslında güzel bir yaşamın sevdalısıydılar. Ronahî’nin kendisi güzel yaşamın bir sevdalısıydı, ama yanılmadı, yanıltmadı. Güzel yaşam neye bağlıdır? Ne kadar ideolojik, politik bir kişilikle, yine ne kadar eski düzen, eski kimlik, kişilikten kopuşla bağlantılı olduğunu gördüler ve onu kendi kişiliklerinde de yaktılar. Zilan’ın, Ronahi’nin bu anlamda yaktığı sadece düşman değil, onun yüzyıllardan beri gırtlağımıza kadar dayattığı pisliklerdir, inançsızlıktır. Ülkeden kopuşu normal sayma, sıradan yaşamı normal sayma, bunun ideolojisiz ve çirkin pratiğidir. Bunları yakmışlardır. Bu çok iyi bilince çıkarılmalıdır. Bunun yerine sonuna kadar güzel yaşamın ifadesi olduklarını da bilmek gerekiyor. Bunlar aynı zamanda yaşam ve güzellikler eylemidir.

Her kutsal davanın büyük kişilikleri böyledir ve bizde bu görkemlidir. Güçlenen kadın yaşamsal kadındır. Zayıf kadın yaşamın tehdididir. Son derece disiplinli, bilinçli, inatçı bir savaş sürdürün. Bunun önünde engel teşkil eden ne varsa içte, dışta üzerine ustaca gidin ve giderin.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.